IŞIĞIMIZI PAYLAŞTIK...

Birkaç ay önce, Babaeski Nadırlı köyü Mehmet Fevzi ÖZDEMİR İlköğretim Okulu Müdüründen bir yardım çağrısı aldık. Okullarında kırtasiye ve teknoloji açısından eksikler vardı. Öğretmenler kendi aralarında topladıkları paralarla okuldaki eksikleri ellerinden geldiğince kapatmaya uğraşmışlar ama başa çıkamamışlardı. Ayazağa Işık Lisesi öğrencilerinden bu eksikliklerin giderilmesi için yardım istiyorlardı. Bu çağrıyı yanıtsız bırakamazdık ve hemen işe koyulduk. 11. sınıf öğrencilerimizle önce ne yapabileceğimizi sorguladık, düşündük, görev dağılımı yaptık.

Haftanın üç günü öğrencilerimiz,evde yaptıkları yiyecekleri okulda arkadaşlarına sattılar. Öyle bir organize olmuşlardı ki kimi yiyecek getirme işini dönüşümlü olarak gerçekleştirirken, kimi de standlarda satış yapma işini üstlenmişti. Yiyecek satışı yapan öğrencilere diğer arkadaşları, idarecilerimiz ve öğretmenlerimiz de yiyecek alarak destek verdiler. Bunun dışında gönüllüöğrencilerimiz EYP Kulübüyle işbirliği yaparak kulüp saatinde sinema gösterimi gerçekleştirdiler. Sinema saatinde öğrencilere patlamış mısır satarak elde ettikleri parayı köy okulundaki kardeşleri için ayırdılar.

"IŞIK"lı olmak aile olmayı, birbirimize destek olmayı, sorumluluğu paylaşmayı da beraberinde getiriyordu, tam da bu nedenle bir katkı da matematik bölümünden geldi öğrencilerimize.

' Pi Günü 'nde yaptıkları yiyeceklerden elde ettikleri geliri bağışlayarak, projemize katkıda bulundular.

17 Nisan... Heyecanlıydık... Bu gün köy okuluna gidilecek, öğrencilerimiz küçük kardeşlerini sevindirecek, onlara "IŞIK" olacaklardı... Kolilerimiz hazırdı. Okul Müdürümüz Sayın Ömer Orhan'ın büyük desteğiyle satın almış olduğumuzbir dizüstü bilgisayar, bir fotokopi makinesi, bir yazıcı, bir projeksiyon makinesi ve perdesi, kırtasiye malzemelerimiz, küçük kardeşleri olan öğrencilerimizin kardeşleriyle seçip belirledikleri film DVD leri, oynayacakları toplar, kolilerin içinde kurdelelerle süslenmiş durumda, minik ellere ulaşmayı bekliyordu. Öğrencilerimiz büyük bir heyecanla topladıkları yardımları bizi götürecek otobüse bizzat kendileri taşıdılar.

3 saatlik bir yolculuktan sonra otobüsümüzden köy okulu göründüğünde, öğrencilerin koşarak okulun bahçesine bizi karşılamaya çıktıklarını gördük. Sıcacık gelen "Hoşgeldiniz" sesleri arasında okula girdik. Öğrencilerimiz kolileri teslim ettikten sonra okulu gezdiler. Okulun fiziksel koşullarının ve kütüphanesindeki kitap sayısının yetersizliği karşısında çok üzüldüler. Minik kardeşleriyle yakından ilgilendiler, sınıflarına girip onlarla oturdular, bahçede birlikte oynadılar. Bir saat sonra hepsinin, Hazal ablası, Sinan ağabeyi, İdil ablası, Mert ağabeyi, İrem ablası, Engin ağabeyi, Dilay ablası, Efe ağabeyi olmuşlardı.

Veda vakti geldi... Ayrılamadı öğrencilerimiz küçük kardeşlerinden, veda uzadı da uzadı... Sarıldılar, başlarını okşadılar, öptüler... Tekrar geleceklerine dair söz almadan ellerini bırakmadı minik eller... Otobüsün camından dakikalarca el salladılar...

Alkışlarla uğurlandı ' IŞIK' lı gençler...

" IŞIK" larını paylaşmanın ve çoğaltmanın mutluluğuyla, "İYİ İNSAN" olmanın gururuyla.

Çiğdem KORBEK

Felsefe Öğretmeni

İlk defa bir yardımı kendimiz gidip yerine ulaştırdık. Oraya gidip, yardımı yaptığımız okulu ve öğrencileri görmek gerçekten çok farklı bir duyguydu. O an keşke daha fazlasını yapabilseydik diye düşündüm. Arkadaşlarımla daha fazla yardımlar yapmaya da karar verdik dönüş yolunda. Okuldaki öğrencilerin mutluluğu, gözlerindeki parıltı hepimizi çok etkiledi. Herkesin yardımı yaptığımız andaki mutluluğu yaşamasını isterim. Tabi ki yardım faaliyetlerine daha çok zaman ayrılmasını da.

Neil LEVİ

11- D sınıfı öğrencisi

Babaeski Nadırlı Köyü İlköğretim Okuluna yaptığımız yardım bana çok şey kattı. Oradaki çocuklarla oynadığımız oyunlar, sohbetlerimiz, öğretmenlerle yaptığımız söyleşiler gerçekten çok keyifliydi. En güzeli de çocukların gözlerindeki mutluluğu görmekti. Onlar ' çok 'un ne olduğunu bilmedikleri için sahip olduklarıyla mutluydular. Bu bana ne kadar gereksiz şeylere üzüldüğümü hatırlattı ve pişmanlık duydum. Oysa ne kadar çok olanağa sahipmişim.

İdil KOP

11- A sınıfı öğrencisi

Okula gittiğimizde inanılmaz güler yüzlü insanlarla karşılandık. Okulda ana sınıfından 8. sınıfa kadar öğrenci vardı ama sınıf sayıları çok azdı. Aslında okulun konumu çok iyi olmasına karşın, yardım almada zorlandıkları için yetersiz koşullar altında eğitim yapıyorlardı. Öğretmenlerinin fedakarlığı, öğretme isteği, modern düşünce yapıları ve öğrencilere karşı bilinçli davranışları okulun ayakta durmasını sağlıyordu sanırım.

Çok sıcak karşılandık, birlikte yemek yedik, öğrencilerle kalan vaktimizi geçirdik. Etrafı gezip köyün ilk taş binadan yapılan eski okulunu gördük. Çocuklarla bahçede oyunlar oynadık, futbol, voleybol, sek sek, misket oynayarak onları mutlu etmeye çalıştık.

Artık geri dönme vakti gelmişti ama ben hiç ayrılmak istemiyordum. Bütün çocuklar ellerimizden tutup ' tekrar gelecek misiniz? ' diye soruyorlardı. Umarım onları tekrar görme ve bir gün biz de onları okulumuzda ağırlama olanağı buluruz.

İrem ERDURAN

11- A sınıfı öğrencisi

Yardım yapacağımız okul için çalışmalarımızı çok önceden başlatmıştık. Yeterli parayı toplayınca ihtiyaçları olan malzemeleri okul müdürümüzün yardımıyla satın aldık. 17 Nisan günü okula ulaştığımızda öğrencilerin büyük coşkusuyla karşılandık. Okulu gezip onlarla vakit geçirdik, oyunlar oynadık.

Birilerine yardım etmek özellikle minik kalpleri mutlu etmek beni çok fazla mutlu ediyor. Onların koşullarını görünce aslında ne kadar iyi olanaklara sahip olduğumuzu daha iyi anladım. Mutlu olmak için paylaşmayı bilmek gerekiyor. Okulumuzda sosyal sorumluluk bilincinin bize iyi verildiğini düşünüyorum, sahip olduğumuz değerlerle de gurur duyuyorum.

Sena YURTTUTMUŞ

11- D sınıfı öğrencisi

O gün hepimiz için çok güzel bir gündü. Yardım toplamayı başarmış ve okula ulaştırmıştık. Küçük kardeşlerimiz bizden biz onlardan ayrılmak istemedik. Hem onları mutlu ettik hem biz çok mutlu olduk. Sadece o gün onlarla olmayıp tekrar geleceğimize dair söz verip onlardan ayrılmak zorunda kaldık. Paylaşmıştık emeğimizi, duygularımızı, yardımlarımızı. Bizden daha mutlu kim olabilirdi ki…

Hazal DİRİL

11- E sınıfı öğrencisi

Yardım ettiğimiz köy okulundaki çocukları çok sevdim. Hepsi o kadar mutlu, tatlı ve cana yakındılar ki, beraber çok güzel vakit geçirdik. Ayrılırken de bir o kadar hüzünlendik. Yaşadıkları köy o kadar güzeldi ki, kıskanmadım değil. Tekrar onlarla vakit geçirmek isterim, kardeşim oldular onlar benim. O şartlar içindeki mutlulukları şaşırtıcıydı doğrusu. Ben okulumuzdaki herkesin yardım faaliyetlerinde gönüllü olmasını istiyorum. Bir çocuğun mutlu olmasını sağlamak kadar güzel bir şey var mı?...

Ayşe Beyza KUZUOĞLU

11- B sınıfı öğrencisi

Açıkçası bu ziyareteen başından beri bir yardım ziyareti olarak bakmadım. Çünkü yardım denilince insanda bir acıma duygusu ortaya çıkıyor. Ben daha çok imkanlarımızı paylaşmak olarak görüyorum. Bu gezimizden sonra da artık oradakiler benim için herhangi bir kişiden öte birer kardeş gibi oldu ve eminim ki o öğrencilerin samimiyetle gülümsemeleriyle ve içten davranışlarıylakarşılaşan diğer arkadaşlarım da aynı şeyleri düşünüyor. Bizim bu kadar imkanımız varken onlar neden bu imkanlardan mahrum kalsınlar? Ya da biz onlarla imkanlarımızı paylaşabilecek durumdayken neden sadece kendimizi düşünelim? Bence herkes bu soruları samimi bir şekilde kendisine sorarsa daha paylaşımcı olabiliriz.

Hamdi Kerem KÜÇÜKENGİN

11- B sınıfı öğrencisi

Resimlerin orjinal boyutlarda açılması için lütfen bir resime tıklayınız.

    23 / 04 / 2013

    Euro.Message madebycat