İnönü’nün Bacaları: Görünmeyen Anıtlar Galeri Işık Teşvikiye’de açıldı!
Her şey yıkılırken, neden bacalar ayakta kalıyor? Eren İnönü, bu cevapsız sorudan yola çıkarak bacaları kentin görünmeyen anıtları olarak fotoğrafladı. Görünmeyen Anıtlar, 20 Ekim’den itibaren Galeri Işık Teşvikiye’de sanatseverlerle buluştu. Sergi 1 Kasım 2025, Cumartesi günü sona erdi. Kentsel yapıların çoğu zaman fark edilmeyen bacaları, Eren İnönü’nün Görünmeyen Anıtlar başlıklı sergisinde fotoğraf aracılığıyla görünürlük kazandı.
Bacalar sanat nesnesi gibi algılanabilir mi?
İnönü “Bacaların kendi başlarına, genelde dimdik ve tarihe meydan okurcasına duruşlarını gözlemledim. Çoğu kişinin dikkatini çekmeyen bacalar benim için değişimi, gelişmeyi, mimari kaygıları ve hatta çevre duyarlılığını sembolize ediyor” dedi ve sordu: “Aynı anıtlar gibi bacaların neyi temsil ettiklerini ve bugün yıkılmadıklarına göre acaba bir sanat nesnesi olarak mı algılandığını, yarın ise gözden düşüp yıkılmayacağını kim bilebilir?”
Gökyüzünün boşluğuna yerleştirilmiş bacalar
İnönü’nün Bernd ve Hilla Becher’in endüstriyel tipolojilerinden ilham alan ancak onların nesnel yaklaşımını dönüştüren estetik bakışı, bacaları gökyüzünün boşluğuna yerleştiriyor. Dünyanın farklı yerlerinden siyah beyaz fotoğraflarda bacalar modern üretim çağının görsel mirasına referansta bulunurken diğer yandan bu mirasın yavaş çöküşünü belgeledi. Sergi sadece fotoğraflardan oluşmadı. Aynı zamanda mimar ve sanatçı Buşra Tunç tarafından izleyiciyi içine alan mekansal bir kurgu olarak tasarlandı. Tunç’un mekanın merkezine yerleştirdiği kabuğu andıran yapı, izleyicide bir bacanın içinde olma hissi uyandırarak bacaları görsel olmaktan çıkarıp bedensel bir deneyime dönüştü. Kabuğun önündeki ve serginin sonunda yer alan ekranlar ise hareketli görüntülerle bu “nefes alanı”nı mekanın dışına, sokağa doğru genişledi.
Görünmeyen Anıtlar izleyiciyi geçmiş, şimdi ve geleceğin iç içe geçtiği bir bakışa davet etti.
Eren İnönü Hakkında
1956 İstanbul doğumlu olan Eren İnönü, İstanbul Alman Lisesi’nin ardından Almanya Karlsruhe Teknik Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği, New York Columbia Üniversitesi’nde ise İşletme (MBA) yüksek lisansını tamamladı.1983–2022 yılları arasında Gökçe Brülör A.Ş. ve Maktes Makina Tes. A.Ş.’de üst düzey yöneticilik yaptı; Doğal Gaz Sanayiciler ve İş Adamları Derneği’nin kurucularından olup 1907 Fenerbahçe Derneği ve İstanbul Rotary Kulübü üyesi. İnönü Vakfı ve FMV yönetim kurulu üyesi olan sanatçı, gençliğinden beri ilgilendiği fotoğraf alanına son on yılda yoğunlaştı, ilk kişisel sergisi olan Zaman ve Zamanlama’yı 2018’de açtı.
Buşra Tunç Hakkında
Mimar ve sanatçı Buşra Tunç, mimarlık, sanat ve tasarım alanlarında algı ve deneyim odaklı işler üretiyor. “Atmosfer” kavramını odağına alan Tunç, mekan, zaman, ışık, ses ve malzemeyi bir araya getirerek izleyicinin bedensel deneyimini merkeze alan kurgular tasarlıyor. Çalışmaları çoğunlukla endüstriyel alanlardan ve şehir kalıntılarından izler taşıyan malzemelerle oluşturulmuş; dönüşen, belleğe sahip mekansal düzenlemelerden oluşuyor. Eserleri Tokyo Bienali dahil uluslararası platformlarda sergilenen Buşra Tunç’un başlıca mekana özgü projeleri arasında Yeni Ekstremofiller, Scratch ve Äther yer alıyor.
Bacalar sanat nesnesi gibi algılanabilir mi?
İnönü “Bacaların kendi başlarına, genelde dimdik ve tarihe meydan okurcasına duruşlarını gözlemledim. Çoğu kişinin dikkatini çekmeyen bacalar benim için değişimi, gelişmeyi, mimari kaygıları ve hatta çevre duyarlılığını sembolize ediyor” dedi ve sordu: “Aynı anıtlar gibi bacaların neyi temsil ettiklerini ve bugün yıkılmadıklarına göre acaba bir sanat nesnesi olarak mı algılandığını, yarın ise gözden düşüp yıkılmayacağını kim bilebilir?”
Gökyüzünün boşluğuna yerleştirilmiş bacalar
İnönü’nün Bernd ve Hilla Becher’in endüstriyel tipolojilerinden ilham alan ancak onların nesnel yaklaşımını dönüştüren estetik bakışı, bacaları gökyüzünün boşluğuna yerleştiriyor. Dünyanın farklı yerlerinden siyah beyaz fotoğraflarda bacalar modern üretim çağının görsel mirasına referansta bulunurken diğer yandan bu mirasın yavaş çöküşünü belgeledi. Sergi sadece fotoğraflardan oluşmadı. Aynı zamanda mimar ve sanatçı Buşra Tunç tarafından izleyiciyi içine alan mekansal bir kurgu olarak tasarlandı. Tunç’un mekanın merkezine yerleştirdiği kabuğu andıran yapı, izleyicide bir bacanın içinde olma hissi uyandırarak bacaları görsel olmaktan çıkarıp bedensel bir deneyime dönüştü. Kabuğun önündeki ve serginin sonunda yer alan ekranlar ise hareketli görüntülerle bu “nefes alanı”nı mekanın dışına, sokağa doğru genişledi.
Görünmeyen Anıtlar izleyiciyi geçmiş, şimdi ve geleceğin iç içe geçtiği bir bakışa davet etti.
Eren İnönü Hakkında
1956 İstanbul doğumlu olan Eren İnönü, İstanbul Alman Lisesi’nin ardından Almanya Karlsruhe Teknik Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği, New York Columbia Üniversitesi’nde ise İşletme (MBA) yüksek lisansını tamamladı.1983–2022 yılları arasında Gökçe Brülör A.Ş. ve Maktes Makina Tes. A.Ş.’de üst düzey yöneticilik yaptı; Doğal Gaz Sanayiciler ve İş Adamları Derneği’nin kurucularından olup 1907 Fenerbahçe Derneği ve İstanbul Rotary Kulübü üyesi. İnönü Vakfı ve FMV yönetim kurulu üyesi olan sanatçı, gençliğinden beri ilgilendiği fotoğraf alanına son on yılda yoğunlaştı, ilk kişisel sergisi olan Zaman ve Zamanlama’yı 2018’de açtı.
Buşra Tunç Hakkında
Mimar ve sanatçı Buşra Tunç, mimarlık, sanat ve tasarım alanlarında algı ve deneyim odaklı işler üretiyor. “Atmosfer” kavramını odağına alan Tunç, mekan, zaman, ışık, ses ve malzemeyi bir araya getirerek izleyicinin bedensel deneyimini merkeze alan kurgular tasarlıyor. Çalışmaları çoğunlukla endüstriyel alanlardan ve şehir kalıntılarından izler taşıyan malzemelerle oluşturulmuş; dönüşen, belleğe sahip mekansal düzenlemelerden oluşuyor. Eserleri Tokyo Bienali dahil uluslararası platformlarda sergilenen Buşra Tunç’un başlıca mekana özgü projeleri arasında Yeni Ekstremofiller, Scratch ve Äther yer alıyor.


